Bela Yeri – Kerbela – Tarık Ziyad

[ad_1]

Kerbela olayı, ümmetin kanayan yarası… Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (Sav)’in torunu, cennetin iki gülünden birisi olan Hz. Hüseyin’ in şehit edilişi.

Miladi 680 yılı, Muharrem Ayı’nın onuncu gününde gerçekleşen Kerbela hadisesi hiçbir zaman unutulmadı. Kıyamete dek unutulmayacaktır.

Bu acı olayın, İslam Tarihi’nde kırılma noktası olduğunu ifade edebiliriz. Bu olay akabinde, Şia gibi bir çok fıkralar ortaya çıktı ki, günümüzde bile Kerbela yaşıyoruz desek yalan olmaz.

Mezhepler tarihi konusuna girmeyeceğim. Zaten haddim de değil. Ancak günümüzde bile Kerbela yaşıyoruzdaki kastım, bugün Kur’an ve Sünnete mugayir açıklamaların oluşu ile ilintili..

Yani itikadi bozuklukları ortaya çıkaran bazı fırkalar.. Bu ayrı bir gündem konusu. Bu meseleye başka bir zamanda değiniriz dostlar.

Bugünkü yazımızda değinmek istediğimiz asıl mesele, Hz. Hüseyin’in şehadete gitmesindeki temel sebep.

Hz. Fatıma’nın öperek uyandırdığı, Resulullah Muhammed Mustafa (Sav)’in başını okşayıp, öptüğü cennetin gülü Hz. Hüseyin efendimiz…

Bir Peygamber torunu kararını çoktan vermişti… Zulme boyun eğmeyecek, haksızlığın üzerine yürüyecektir.

Her ne kadar birçok sahabi gitmemesi için gerekli telkinlerde bulunsalar da O, bunu kabul etmeyecekti.

İbn Abbas, Hz. Hüseyin’e:

“Bana söyler misin, sen başlarındaki valiyi öldürmüş, memleketlerine sahip olmuş ve düşmanını kovmuş bir millete mi gidiyorsun? Eğer böyle bir şey yapmadıklarına inanıyorsan, git. Yok eğer savaşa çağırıyorlarsa, seni aldatmalarından, cayıp sana karşı çıkarak, yalnız bırakmalarından, hattâ sana karşı ayaklanarak en fena kötülüğü işlemelerinden korkarım.”

Ancak Hz. Hüseyin durmayacak ve gidecekti.

70 küsür kafileyle yola çıkılmıştı artık. Bu işin geri dönüşü yoktur. Çünkü Yezid o makamın adamı değildi. Çünkü Yezid zulümkâr birisi idi.

Haksızlığın olduğu yerde bir Peygamber torununa yakışan, haksızlığın üzerine yürümekti. O şehadeti tercih etti.

Kusura bakmayın dostlar. Kelimelerim cahil, parmaklarım cansız, beynim bitap düşüyor. Yazmak bile beni rahatsız ediyor. Peygamberimizin ciğerparelerinin yaşadığı acıyı bilseydik, bugün bizatihi yaşadığımız sıkıntıları nimet olarak görürdük.

Biz haksızlığa dur demeyi Hz. Hüseyin’den öğrendik. Zulmün karşısında durarak safımız belli ettik, ediyoruz.

Çünkü Hz. Hüseyin bir haykırışın, haksızlığa karşı dik duruşun timsali. Rabbim bizleri Hz. Hüseyin’e komşu eylesin

Satır arası bizden olsun. Selam ve dua ile…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*