Müzakare edilen ülke – Şenol Metin

[ad_1]

Ağustos ayı tarihimizde büyük dönüşümleri yaşadığımız aydır.

1071 Ağustosunda Malazgirt Zaferi ile Anadolu’yu ebedi yurt kıldık.

1922 Büyük Taarruz ile taçlandırdığımız İstiklal Savaşı ile Anadolu’da ebedi kalacağımızı tescil ettik.

‘İslamın sömürgeleştirilemeyen son milletini sömürgeleştirmek için yapılan İstiklal Savaşı sonrasında Küresel Oligarşi, bu milleti sömürgeleştirmenin mümkün olmadığını anladı. Türkiye o günün koşullarında, zaman kazanmak için yönetilebilirliği, kontrol altında tutulmayı kabullenmek zorunda idi, kabullendik. ‘Yurtta Sulh, Cıhanda Sulh’ diyerek bu kabulü devlet iradesine dönüştürdük, tarihsel ve stratejik sorumluluklarımızı erteledik, bu duruma da 100 yıldır katlanıyoruz. Ama…

Garip olan geçici bir süre için ertelediğimiz tarihsel sorumluluğumuzun unutulmasıdır. Hatırladık, şimdi tarihsel sorumluluğumuzun gereğini yapacağımız konjonktürdeyiz.

Türkiye 2023 yılı içerisinde gerçekleştirilecek olan seçimin atmosferine girdi.

Türkiye’nin seçimleri 1-2 istisna hariç 2015 Haziran seçimlerine kadar iç politik bir süreç olarak değerlendirilir ve seçilen iktidarlar da ‘Yurtta Sulh, Cıhanda Sulh’ konseptine bağlılığını derhal açıklar. Bu nedenle Türkiye’nin seçimleri Küresel Oligarşinin çok ilgisinde değildir. Tüm iktidar alternatifleri bir şekilde Küresel Oligarşinin kontrolü altındadır. Yani son yıllara kadar seçimler zalim bir idare ‘sol seçenek’ ile fasık bir idare ‘solun biraz sağındaki sağ seçenek’ arasında tercihten ibarettir. 2003’ten itibaren 2015’e kadar Ak Partisi, önce var olma ardından asıl devlet iktidar alanına nüfuz etmeye çalışıyor, müktedir olma savaşı veriyordu. 2015 Haziran seçimlerine kadar Küresel Oligarşinin mudahelesine gerek olmadığı iç politik düzlemde yaşıyorduk.

Davos’ta ‘one minute’ ile Ak Partiye özellikle Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik şüpheler başladı. 2015 Haziran seçimlerinde Ak Parti’nin meclis çoğunluğu kaybettirilmesine rağmen, koalisyona ikna edilememesi ile Küresel Oligarşideki şüphe, endişeye dönüştü ve telaş başladı. Kurgu, Ak Partinin çoğunluğu kaybetmesi sonrası CHP ile Büyük Koalisyonu kabullenmek zorunda kalacağı üzerine idi. Pek çok Ak Partili de bu fikre ikna edilmişti. Ancak Ak Partinin lideri Recep Tayyip Erdoğan bu kurguya ikna edilemeyince; FETÖ, PKK, DHKP, İŞİD gibi bütün terör örgütlerinin işbirliği içinde çalıştıkları Kollektif Terör dönemi başladı. Diyarbakır HDP mitinginde patlatılan bombanın cevabını HDPKK Suruç’ta verdi. Ardından Ankara’da 109 yurttaşımızın ölümü ile sonuçlanan saldırı…

Onlarca yurttaşımızın şehit edilmesi ile sonuçlanan kitlesel bombalamalar ile birlikte Cizre, Silopi, Diyarbakır/Sur gibi şehirlerde Suriye Kobani örneğinden esinlenerek Kurtarılmış Terörize Bölgeler yaratarak Erdoğan’ı CHP ile koalisyona ikna edilebileceği düşünüldü. Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Çukur Siyaseti’ tanımlaması ve ‘son terörist silah bırakıncaya kadar’ karşı meydan okuması sonrası bölgede büyük operasyonlar başlatıldı ve bölge terörist unsurlardan temizlendi. Kobani stratejisi çöktü.

Bu başarıda, emniyetteki FETÖ’cü unsurların tasfiyesi ve milli devlet reflekslerinin güvenlik bürokrasisinde makes bulmasının büyük payı vardır.

Ardından da millet 2015 Kasım seçimlerinde gereğini yaptı ve Ak Parti’ye %50’ye yakın destek vererek Milli Devlet refleksini sahiplendiğini ortaya koydu. Bu dönüm noktası idi. Küresel Oligarşinin kontrol altında tutulması gereken ülkesi Türkiye, kontrol edilemez olmuştu. 15 Temmuz FETÖ Kalkışması bu nedenle Küresel Oligarşinin Türk Devletine ‘şah’ çekmesidir. 251 şehidimizin kanında ‘şah hamlesi’ de boşa çıkartıldı. Bu nedenle;

2023 seçimleri farklı bir seçim olacak. 2015-2022’ arasında Küresel Oligarşinin tüm kontrol araçlarını işlevsiz kılmayı başaran Türkiye, 2023 seçimlerinde bir tercihte bulunacak;

Ya Kontrol altında tutulan, yönetilen ülke statüsü,

Ya da müzakere edilen ülke statüsü…

Açıklayalım;

Türkiye’nin Libya’dan Suriye’ye, Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e Azerbaycan’dan Ukrayna’ya kadar askeri operasyon kapasitesi ile desteklenmiş aktif dış politikası, 2023 seçimlerini çok önemli kılıyor.

Doğuda Afganistan sınırından, batıya Almanya’ya kadar 5000 km’de işleyen devlet sistemi, düzenli ordusu, kritik sektörlerde üretim altyapısı olan başkaca bir ülke var mı?

Sorunları olsa da yetişmiş insan gücü ile doğu tipi tersine mühendislik becerisi de, batı tipi AR-GE’ye dayalı mühendislik becerisi de bizim kadar olan başka bir ülke var mı?

Enerjide kırılganlığımız da Doğu Akdeniz, Karadeniz’de bulduğumuz doğalgaz, Akkuyu Nükleer Santrali, enerji koridoru stratejisi ile önümüzdeki dönemde büyük oranda azalacak.

En önemlisi de bölge halkları üzerinde asırlarda oluşmuş milletimize yönelik moral kabul ve ‘Türk Beklenendir’ hikmeti…

Yani demek istiyorum ki;

Milli güç bileşenlerinin ürettiği bu aktif dış politika devam edecek ya da…

Tekrar edelim;

1922’de sömürgeleştirilemeyeceği anlaşılan Türkiye;

2023 seçimleri ile yönetilebilir ülke statüsünden yönetilen ülke statüsünden, müzakere edilen ülke statüsüne transfer edecek bir tercih yapacak.

Türkiye’nin ulusal onuru önceleyen, milli çıkarları ile vicdani/insani diplomasi gereklerini ideal terkipte sunuşu Küresel Oligarşiyi rahatsız ediyor. Bu rahatsızlığını 2013’ten beri değişik yollarla doğrudan iç politikadaki ikna edilmiş aktörlerini kullanarak ortaya koyuyor, Türkiye terbiye edilmeye çalışılıyor.

2013’te Gezi olaylarını kurguladılar, Gezi’nin planlayıcısı olarak kullandıkları Osman Kavala’yı serbest bırakmamız için Küresel Oligarşinin büyükelçileri ortak açıklama yapıyor. Ülkenin ana muhalefet lideri, müstakbel cumhurbaşkanı adayı 2023’ü kazanırsak ‘Osman Kavala’yı serbest bırakacağım.’ açıklaması yapıyor.

2015 Çukur Siyasetinin taşeronu Türk devletine ‘sizi tükrüğümüzle boğarız.’ Diyen ABD’nin Suriye, Irak ve Türkiye’de operasyonlarının işbirlikçisi ‘Selahattin Demirtaş’a özgürlük’ çağrısı yapıyor.

15 Temmuz’da hain FETÖ Kalkışmasındaki rolleri nedeni ile memuriyetten atılan KHK’lıları iade etme açıklamasında bulunuyor.

Ülkenin ana muhalefet lideri, müstakbel cumhurbaşkanı adayının ajandası ile Küresel Oligarşinin ajandası arasındaki benzerliğe dikkat çekmek isterim. Kimin kimden süfle aldığını ise hepimiz biliyoruz.

2023 seçimleri bu nedenle çok önemli.

Türkiye kritik eşikte.

Küresel Oligarşi terbiye edemediği Türkiye’ye son bir ayar vermeye çalışıyor.

Hakem millet,

Millet karar verecek;

Kontrol altında tutulan, Yönetilen Türkiye’mi,

Müzakere Edilen Türkiye mi!…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*